İçeriğe geç
Yeni yazı çıkınca e-posta · 4.812 abone 115 rehber · 78 ipucu · 8 komut RSS GitHub LinkedIn İletişim
Ara Bültene katıl
Bültene katıl 4.812 abone · yeni yazı çıkınca e-posta
Kurumsal Sistem Mimarisi

Yüksek erişilebilirlik mi, felaket kurtarma mı? İkisi aynı şey değil

Sunucuyu ikiye çıkarmak felaket kurtarma değildir. İki kavramı ayırmadan yapılan her süreklilik yatırımı yanlış riski satın alır.

Mustafa Çelik 15 Mayıs 2026 · 13 dk okuma

Bir toplantıda “felaket kurtarma çözümümüz var, sunucular kümede” cümlesini duydum. Küme, aynı kabinetteki iki sunucudan oluşuyordu. Aynı elektrik hattı, aynı yangın bölmesi, aynı bina.

Bu bir yüksek erişilebilirlik çözümüdür ve iyi bir çözümdür. Felaket kurtarma ile hiçbir ilgisi yoktur.

İki kavram, iki farklı arıza

Yüksek erişilebilirlik (HA) bileşen arızasına karşı korur: bir sunucu, bir disk, bir güç kaynağı. Ölçeği küçük, sıklığı yüksektir. Otomatiktir, saniyeler içinde devreye girer ve kullanıcı çoğu zaman fark etmez.

Felaket kurtarma (DR) ise bölge kaybına karşı korur: yangın, sel, uzun elektrik kesintisi, fidye yazılımı. Ölçeği büyük, sıklığı düşüktür. Genelde bir karar gerektirir (kim “geçiyoruz” der?) ve saatler sürer.

İkisi birbirinin yerine geçmez. HA olmadan sık ve küçük kesintiler yaşarsınız. DR olmadan nadir ama kurumu bitirebilecek bir kesinti yaşarsınız.

Fidye yazılımı ayrımı bozdu

Klasik DR planları doğal afetlere göre yazılmıştı. Bugün en olası “felaket” senaryosu fidye yazılımıdır ve bu senaryo, DR mimarisini farklı bir yerden zorlar.

Çünkü fidye yazılımı çoğaltılan bir olaydır. Şifrelenen veri, senkron çoğaltma sayesinde ikinci merkeze de anında gider. Aktif–aktif kurulumunuz varsa iki merkeziniz de aynı anda kullanılamaz hâle gelir.

Bu yüzden modern süreklilik mimarisinde üçüncü bir kavram gerekir: değiştirilemez yedek. Zaman içinde geriye dönebileceğiniz, silinemeyen ve şifrelenemeyen bir kopya. Coğrafi olarak ayrı olması yetmez; mantıksal olarak da ayrı olması gerekir — yani üretim kimlik altyapısıyla erişilememesi.

Yedek sisteminize üretimdeki bir yönetici hesabıyla giriliyorsa, o yedek fidye senaryosunda korumasızdır.

Önce iki sayı, sonra mimari

Mimari çizmeden önce iş birimiyle iki sayıyı yazılı olarak netleştirin.

RPO (kabul edilebilir veri kaybı): Kesinti anında kaç dakikalık veriyi kaybetmeyi göze alıyoruz?

RTO (kabul edilebilir kesinti süresi): Hizmet kaç saat içinde dönmeli?

Bu iki sayı verilmeden yapılan her mimari tartışma teknoloji tartışmasına dönüşür ve genelde en pahalı seçenekte biter.

Sayıları alırken bir uyarı: ilk cevap her zaman “sıfır” olur. O zaman maliyeti gösterin. “Sıfır veri kaybı için senkron çoğaltma gerekir, bu da ikinci merkez ve karanlık fiber demektir; yıllık maliyeti şu kadar” cümlesinden sonra sayılar gerçekçileşir.

Bir hizmet için RTO 4 saatse, o hizmete aktif–aktif kurmak para israfıdır. Başka bir hizmet için RTO 15 dakikaysa, gecelik yedekle o hedefe ulaşılamaz. Sayılar mimariyi belirler; tersi değil.

Her hizmet aynı seviyeyi hak etmez

En sık yapılan hata, tüm sistemlere aynı süreklilik seviyesini uygulamaktır. Bu hem pahalıdır hem de gereksiz karmaşıklık üretir.

Hizmetleri üç kademeye ayırın:

Kademe 1 — Durursa iş durur. Üretim hattı, satış, ödeme. Düşük RTO, yüksek yatırım.

Kademe 2 — Durursa iş yavaşlar. Raporlama, iç portal. Orta RTO, orta yatırım.

Kademe 3 — Durursa kimse hemen fark etmez. Arşiv, test ortamı. Yedekten geri yükleme yeterlidir.

Bu kademelendirmeyi iş birimiyle birlikte yapın ve yazılı hâle getirin. Kesinti anında “bu neden önce dönmüyor” tartışması, kademeler yazılıysa yaşanmaz.

Bağımlılıklar planı bozar

Kademe 1’deki bir uygulamayı ikinci merkezde ayağa kaldırdınız — ama bağlı olduğu kimlik sunucusu, DNS’i, lisans sunucusu ve dosya paylaşımı orada yoksa uygulama çalışmaz.

Süreklilik planlarının pratikte en çok takıldığı yer budur. Uygulama listesi çıkarılır, altyapı bağımlılıkları unutulur.

Çözüm basit ama emek ister: her kademe 1 hizmeti için bağımlılık ağacını çizin ve ağaçtaki her düğümün de en az aynı kademede olduğunu doğrulayın. Kademe 1 uygulama, kademe 3 bir bağımlılığa dayanıyorsa gerçek kademesi 3’tür.

Tatbikat yapılmayan plan, plan değildir

Bir DR planının değeri, yazıldığı gün değil, denendiği gün ortaya çıkar. Ve ilk tatbikat neredeyse her zaman başarısız olur — bu normaldir ve tatbikatın amacı budur.

Yılda bir kez, planlı ve duyurulmuş bir tatbikat yapın. Ölçtüğünüz şey “başardık mı” değil, gerçekleşen RTO ve eksik çıkan bağımlılıklar olmalı.

Tatbikat yapılmadığı sürece taahhüt ettiğiniz RTO bir tahmindir. Kesinti anında tahminle çalışmak istemezsiniz.

Nasıl anlarsınız

Üç sayı yeter.

Ölçülen RTO ile taahhüt edilen RTO farkı. Kronometreyle ölçülmemişse taahhüt yoktur.

Tatbikatta eksik çıkan bağımlılık sayısı. Yıldan yıla azalmalı. Azalmıyorsa bulguları kapatan bir süreç yok demektir.

Yedeğin mantıksal ayrımı. Üretim yöneticisi hesabıyla yedekleri silebiliyor musunuz? Cevap evet ise, fidye senaryosunda yedeğiniz yoktur — ne kadar coğrafi olarak uzakta olduğunun önemi yok.

Etiketler sureklilikhadr
Mustafa Çelik

Kıdemli Sistem Yöneticisi, Ankara. 12 yıldır Windows Server, Active Directory ve ağ altyapısıyla uğraşıyor; öğrendiklerini bu blogda üretim ortamında denenmiş rehberlere çeviriyor.

Hakkımda

Bu rehber işinize yaradıysa, sonrakini kaçırmayın.

Yeni yazı yayınlandığında tek e-posta. Takvim yok, dilediğiniz an çıkabilirsiniz.

Bülten sağlayıcısı henüz bağlanmadı. Bağlanana kadar e-posta ile yazabilirsiniz ya da RSS akışını takip edebilirsiniz.