Bulut hizmetleri, ne kadarını sizin yönettiğinize göre üçe ayrılır. Ayrımı bilmek yalnızca terminoloji meselesi değildir: hangi katmanın güvenliğinden kimin sorumlu olduğunu da belirler.
Katman katman sorumluluk
Bir uygulamanın çalışması için gereken yığın kabaca şudur: veri merkezi, donanım, sanallaştırma, işletim sistemi, çalışma zamanı, uygulama ve veri.
Üç model, bu yığını farklı noktalardan böler.
IaaS’te sağlayıcı donanımı ve sanallaştırmayı verir; işletim sisteminden yukarısı sizindir. Sanal makine kiralamak budur.
PaaS’te sağlayıcı işletim sistemini ve çalışma zamanını da üstlenir; siz yalnızca uygulamanızı ve verinizi getirirsiniz.
SaaS’te her şey sağlayıcıdadır; siz hazır bir uygulamayı kullanırsınız. Microsoft 365 ya da bir müşteri yönetim aracı böyledir.
Ne kazanıp ne kaybedersiniz
Yukarı çıktıkça işletim yükü azalır, esneklik de azalır.
IaaS en fazla denetimi verir: çekirdek sürümünü seçersiniz, istediğiniz yazılımı kurarsınız. Karşılığında yamalamak, izlemek ve sertleştirmek sizin işinizdir.
PaaS bu yükü kaldırır ama kalıba uymanızı ister. Desteklenmeyen bir çalışma zamanı ya da özel bir sistem kütüphanesi gerekiyorsa sıkışırsınız.
SaaS en az yükü getirir ve en az esnekliği verir. Veri taşınabilirliği burada kritik bir soru hâline gelir.
Karar ölçütleri konteyner tarafında da benzerdir; EC2 mi Fargate mi rehberi somut bir örnek üzerinden ele alıyor.
Paylaşılan sorumluluk
Bulut güvenliğinin temel modeli budur ve tek cümleyle özetlenir: sağlayıcı bulutun güvenliğinden, siz buluttaki şeylerin güvenliğinden sorumlusunuz.
Sınır modele göre kayar. IaaS’te işletim sistemi yamaları sizdedir; PaaS’te sağlayıcıdadır. Ama üç modelde de hep sizde kalan dört şey vardır:
Verinin kendisi. Ne sakladığınız, nasıl sınıflandırdığınız, kimin eriştiği.
Kimlik ve erişim. Hesaplar, roller, MFA. Yanlış yapılandırılmış bir erişim kuralı, sağlayıcının sorumluluğu değildir.
Yapılandırma. Açık bırakılmış bir depolama kovası ya da gereğinden geniş bir güvenlik grubu size aittir. Kapatma sırasının önemi S3’te genel erişimi kapatmanın doğru sırası rehberinde.
İstemci tarafı. Bağlanan cihazlar ve kullanıcı davranışı.
Bulut ihlallerinin büyük çoğunluğu sağlayıcının altyapısından değil, bu dört alandaki hatalardan çıkar.
“Bulutta olduğu için yedekli” yanılgısı
Sık rastlanan bir varsayım: sağlayıcı verimi zaten yedekliyor.
Sağlayıcı dayanıklılık sağlar — diskiniz bozulursa veri kaybolmaz. Ama sizin sildiğiniz, bozduğunuz ya da şifrelenen veriyi geri getirmez.
SaaS’te bu daha da keskindir: çoğu hizmetin geri dönüşüm kutusu sınırlı süre tutar ve o süre dolduğunda veri gerçekten gider. Kurumsal e-posta ve dosya paylaşımı için ayrı yedekleme çözümleri bu yüzden vardır.
İki kavramın ayrımı blok, dosya, nesne yazısında, kurtarma hedefleri RPO ve RTO nedir yazısında.
Maliyet modeli değişir
Şirket içi altyapıda maliyet baştan yapılan bir yatırımdır. Bulutta ise sürekli bir işletme giderine dönüşür.
Bu, muhasebe farkından fazlasıdır: bulutta maliyet kullanımla birlikte artar ve kimse bakmıyorsa sessizce büyür. Unutulmuş test ortamları, ayrılmış ama kullanılmayan disk ve IP adresleri, gereğinden büyük seçilmiş örnekler.
Ayrıca üç kalem sık atlanır: veriyi dışarı çıkarma ücreti, istek başına ücretlendirme ve katmanlar arası geçiş maliyeti. Sonuncusunun ayrıntısı depolama katmanları ve yaşam döngüsü yazısında.
Sahipsiz kaynakların nasıl bulunacağı sahipsiz kaynaklar ve maliyet rehberinde, hızlı kazançlar AWS faturasında en hızlı üç kazanç rehberinde.
Sunucusuz nereye oturur
Sunucusuz (serverless) ayrı bir dördüncü model değil, PaaS’in bir uç noktasıdır: yalnızca kod yazarsınız, çalışma süresi kadar ödersiniz ve boştayken maliyet oluşmaz.
Kazancı ölçeklemenin tümüyle sağlayıcıda olmasıdır. Bedeli ise soğuk başlangıç gecikmesi, çalışma süresi sınırları ve sağlayıcıya bağımlılığın artmasıdır.
Kısa süreli, olay tetikli işler için doğru araçtır; sürekli çalışan yoğun iş yükleri için genelde değildir.
Bağımlılık ve çıkış planı
Yukarı çıktıkça sağlayıcıya bağımlılık artar. IaaS’teki bir sanal makineyi taşımak görece kolaydır; SaaS’ten çıkmak veri dışa aktarımı, biçim dönüşümü ve süreç değişikliği demektir.
Bu, bulut kullanmamak için bir gerekçe değildir — ama sözleşme yapılırken verinin nasıl geri alınacağı sorulmalıdır. Yanıtı olmayan bir hizmet, sessiz bir risktir.
Göç tarafındaki genel çerçeve bulut göçü referans mimarisi rehberinde.
Kısaca
IaaS altyapıyı, PaaS platformu, SaaS uygulamayı verir. Yukarı çıktıkça işletim yükü azalır, esneklik ve taşınabilirlik de azalır.
Hangi modeli seçerseniz seçin dört şey hep sizde kalır: veri, kimlik, yapılandırma ve istemci. Bulut ihlallerinin çoğu tam olarak burada olur.