İçeriğe geç
Yeni yazı çıkınca e-posta · 4.812 abone 115 rehber · 78 ipucu · 8 komut RSS GitHub LinkedIn İletişim
Ara Bültene katıl
Bültene katıl 4.812 abone · yeni yazı çıkınca e-posta
Kurumsal Sistem Mimarisi

Teknik borcu görünür kılmak: yönetimin anlayacağı dile çevirmek

"Refactor bütçesi" isteyen hiçbir talep onaylanmaz. Teknik borcu risk ve maliyet olarak ifade etmenin yolu.

Mustafa Çelik 17 Temmuz 2026 · 12 dk okuma

“Bu yıl teknik borç için bütçe ayırmamız lazım” cümlesi hiçbir yönetim kurulunda kabul görmez. Çünkü bu cümle, karşı tarafa hiçbir bilgi taşımaz: ne kadar borç, hangi riski üretiyor, ödenmezse ne olur?

Sorun teknik borcun var olması değil, ölçülemiyor olmasıdır.

Borç metaforu neden işe yarar

Metafor doğrudur ve sonuna kadar kullanılmalıdır. Borç almak kötü değildir; hızlı ilerlemek için bilinçli alınır. Kötü olan, faizini ödemeden borcu unutmaktır.

Bu ayrım pratikte önemlidir çünkü iki tür teknik borç vardır:

Bilinçli borç: “Süre yetişsin diye şimdilik böyle yapıyoruz, sonra düzelteceğiz.” Kaydedilebilir, planlanabilir, yönetilebilir.

Farkında olunmayan borç: Kimsenin karar vermediği, zamanla biriken çürüme. Desteklenmeyen sürümler, kimsenin bilmediği entegrasyonlar, belgesiz özel kodlar.

İkincisi daha tehlikelidir çünkü bir karar anı yoktur; fark edildiğinde faizi çoktan birikmiştir.

Üç kategoriye ayırın

Teknik borcu tek bir yığın olarak sunmak, yönetimin gözünde onu “BT’nin iç işi” yapar. Ayırın ve her birini farklı dille anlatın:

Güvenlik borcu. Desteklenmeyen işletim sistemi, yamalanmayan bileşen, kapatılamayan eski protokol. Dili: risk ve uyumluluk. Denetim bulgusu varsa kullanın.

Süreklilik borcu. Tek noktada çalışan, yedeği test edilmemiş, sahibi tek kişi olan sistemler. Dili: kesinti süresi ve iş etkisi.

Hız borcu. Değişiklik yapmayı yavaşlatan her şey: test edilemeyen kod, elle yapılan dağıtım, belgesiz süreç. Dili: teslim süresi ve maliyet.

Üçünü ayırdığınızda konuşma değişir. “Refactor lazım” yerine “bu sistemin desteği bitti, bir açık çıkarsa yamalayamayız” dersiniz — ve bu cümle bütçe üretir.

Faizi hesaplayın

Her borç kaleminin bir faizi vardır: onu ödemediğiniz için her ay kaybettiğiniz zaman veya para. Kabaca da olsa hesaplayın.

Elle yapılan bir dağıtım her seferinde 3 saat alıyor ve ayda 4 kez yapılıyorsa, yıllık faiz 144 saattir. Otomatikleştirmek 80 saat sürüyorsa, yatırım altı ayda geri döner. Bu cümle, “dağıtımı otomatikleştirmeliyiz” cümlesinden kıyaslanamayacak kadar ikna edicidir.

Eski bir sistemi bilen tek kişi varsa, faizi o kişinin izin planıdır. Bunu da yazın: “X sistemi yalnızca bir kişi tarafından biliniyor; o kişi izindeyken ilgili bir arıza çıkarsa çözüm süresi belirsiz.”

Belirsizlik, yöneticiler için somut bir risktir. “Kod kalitesi düşük” değildir.

Kayıt tutun, liste değil

Teknik borcu bir Excel listesinde tutmak işe yaramaz çünkü liste kimsenin gündeminde değildir. Bunun yerine borcu, zaten kullandığınız iş takip sisteminde normal iş kalemleri olarak tutun ve etiketleyin.

Böylece iki şey olur: borç kalemleri sprint planlamasında görünür hâle gelir ve ne kadarının kapatıldığı ölçülebilir olur.

Her kalemde şunlar olsun: hangi sistem, hangi kategori (güvenlik/süreklilik/hız), tahmini faiz, kapatma maliyeti, kapatılmazsa senaryo.

Bütçeyi oran olarak isteyin

Teknik borç için ayrı bir proje bütçesi istemek genelde başarısız olur; proje bütçeleri yeni işlevler için ayrılır.

Daha işlevli yaklaşım, kapasitenin sabit bir oranını talep etmektir: “her sprint’in %20’si borç kalemlerine ayrılacak”. Bu, tek seferlik bir onay yerine sürekli bir kural üretir ve tartışmayı her seferinde yeniden yapmazsınız.

Oran düşük görünebilir ama süreklidir. Yılda bir kez alınan büyük bir modernizasyon bütçesinden çok daha fazla borç kapatır — ve o büyük bütçe genelde hiç gelmez.

Yeni borcu görünür kılın

En değerli alışkanlık şudur: bilinçli borç alırken kaydını aynı gün açın. “Süre yetişsin diye şunu atlıyoruz” kararı verildiğinde, o kararın bir kaydı ve bir sahibi olsun.

Bu, sonradan “kim böyle yaptı” tartışmasını bitirir ve daha önemlisi, borcun görünmez birikmesini engeller. Kaydedilmeyen borç, iki yıl sonra “eski sistem” adıyla anılan ve kimsenin gerekçesini bilmediği şeye dönüşür.

Borcun tekrar birikmesini önlemek

Bir kez temizlemek yetmez; aynı borç aynı yollardan geri gelir. Üç kural birikimi belirgin biçimde yavaşlatıyor.

Sürüm sonu takvimi görünür olsun. Kullandığınız her ürünün destek bitiş tarihini tek bir tabloda tutun ve altı ay kala uyarı üretsin. Desteklenmeyen bileşenlerin çoğu, tarihi kimse takip etmediği için desteklenmez hâle gelir — bir karar sonucu değil.

Yeni sistem kabul kriteri olsun. Üretime alınacak her yeni sistem için kısa bir kontrol listesi: izleme bağlı mı, yedeği alınıyor mu, sahibi kim, nasıl yamalanacak, nasıl geri alınır. Bu beş soru cevaplanmadan üretime giren sistem, doğduğu gün borçludur.

Emeklilik, projenin parçası olsun. Yeni sistem devreye alınırken eskisinin kapatılma tarihi de aynı proje planında yer alsın. Ayrı bir iş olarak bırakılan kapatma işlemi yapılmaz; iki sistem yıllarca birlikte yaşar ve maliyeti ikiye katlar.

Yönetimle konuşurken tek slayt

Teknik borcu anlatan sunumların çoğu fazla ayrıntılıdır. Tek slayt genelde daha etkilidir ve şu üç satırdan oluşur:

  1. Bugün taşıdığımız risk: desteklenmeyen X bileşen, tek kişiye bağımlı Y sistem.
  2. Bunun bize maliyeti: yılda Z saat elle iş, N gün gecikmiş teslim.
  3. Talebimiz: kapasitenin %20’si, çeyrek sonunda ölçülebilir hedefle.

Üçüncü satır kritiktir. Ölçülebilir hedef vermeyen her talep, “BT yine kendi işini yapmak istiyor” olarak okunur. Hedef verdiğinizde ise bir sonraki çeyrekte sonucu gösterebilirsiniz — ve ikinci talebi almak çok daha kolay olur.

Nasıl anlarsınız

Kapatılan borç kalemi sayısı, çeyrek bazında. Sıfırsa oran kuralı uygulanmıyordur.

Açılan/kapatılan oranı. Yeni borç, kapatılandan hızlı birikiyorsa açığınız büyüyordur — ve bu, tek bir sayıyla yönetime anlatılabilecek en net göstergedir.

Desteklenmeyen bileşen sayısı. Güvenlik borcunun en somut ölçüsü. Bu sayı yıldan yıla artıyorsa, ne kadar modernizasyon yaptığınızın önemi yok; borç kazanıyor demektir.

Mustafa Çelik

Kıdemli Sistem Yöneticisi, Ankara. 12 yıldır Windows Server, Active Directory ve ağ altyapısıyla uğraşıyor; öğrendiklerini bu blogda üretim ortamında denenmiş rehberlere çeviriyor.

Hakkımda

Bu rehber işinize yaradıysa, sonrakini kaçırmayın.

Yeni yazı yayınlandığında tek e-posta. Takvim yok, dilediğiniz an çıkabilirsiniz.

Bülten sağlayıcısı henüz bağlanmadı. Bağlanana kadar e-posta ile yazabilirsiniz ya da RSS akışını takip edebilirsiniz.