Kablosuz şikâyeti geldiğinde ilk refleks erişim noktalarının gücünü artırmaktır. Bu, kapsama sorununu çözer gibi görünür ve genelde işleri kötüleştirir.
Sebebi anlamak için kablosuzun iki yönlü olduğunu hatırlamak gerekir.
Güç artırmanın yarattığı sorun
Erişim noktasının gücünü artırdığınızda, sinyal daha uzağa gider. Ama dizüstü bilgisayarın ya da telefonun gücü değişmez.
Sonuç: cihaz erişim noktasını duyar, bağlanır, ama kendi cevabı geri ulaşmaz. Bağlantı “var” görünür, veri akmaz. Kullanıcı “wifi bağlı ama internet yok” der.
İkinci sorun daha yaygın: yüksek güçle çalışan bir erişim noktası, cihazların daha yakındaki bir noktaya geçmesini engeller. Cihaz uzaktaki güçlü sinyale tutunur, düşük hızda çalışır ve ortamdaki hava süresini gereksiz yere işgal eder.
Yani bir cihazın yapışkan davranışı, tüm hücrenin performansını düşürür.
Doğru yaklaşım: hücreleri küçültün
Modern kablosuz tasarımın temel kuralı şudur: daha fazla erişim noktası, daha düşük güç.
Küçük hücreler üç fayda sağlar. Cihazlar daha yakın noktalara bağlanır, dolayısıyla daha yüksek hızda çalışır. Aynı kanalı kullanan noktalar birbirini daha az duyar. Ve kullanıcı yürüdüğünde geçiş daha temiz olur.
Pratik başlangıç noktası: iletim gücünü orta seviyeye (genelde 8–14 dBm aralığı) çekip kapsamayı ölçmektir.
Kanal seçimi: 2,4 GHz’de yalnızca üç kanal var
2,4 GHz bandında 13 kanal görünür ama yalnızca 1, 6 ve 11 birbiriyle çakışmaz. Diğerlerini kullanmak, komşu kanallarda parazit üretir.
Kanal 3 ya da 9 seçen bir erişim noktası, hem 1’i hem 6’yı bozar. Otomatik kanal seçimi bazen bunu yapar; sabitleyin.
2,4 GHz’i mümkün olduğunca yalnızca eski cihazlar ve IoT için bırakın. Modern istemcileri 5 veya 6 GHz’e yönlendirin.
5 GHz: kanal genişliği tuzağı
5 GHz’de bol kanal var, bu yüzden 80 MHz hatta 160 MHz genişlik kullanmak cazip gelir. Tek bir erişim noktası olan evde bu doğrudur.
Yoğun bir ofiste değildir. Geniş kanal, kullanılabilir bağımsız kanal sayısını düşürür ve noktalar birbirini duymaya başlar. Sonuçta tek bir cihazın tepe hızı artar ama toplam kapasite düşer.
Kurumsal ortamda 40 MHz genelde doğru dengedir; çok yoğun alanlarda 20 MHz bile daha iyi sonuç verir.
DFS kanalları
5 GHz’in bir bölümü radar tarafından paylaşılır (DFS kanalları). Bu kanallar ek kapasite sunar ama radar algılandığında erişim noktası kanal değiştirmek zorundadır ve o anda bağlantılar kopar.
Havalimanı ya da liman yakınındaysanız DFS kanallarından kaçının. Değilseniz kullanın; kapasite kazancı gerçektir.
Ölçmeden tasarlamayın
Kâğıt üzerinde yapılan kapsama planı, gerçek duvarları bilmez. Beton, asansör boşluğu, metal raf ve cam bölme sinyali farklı biçimde etkiler.
Bir istemci üzerinden gerçek ölçüm alın:
netsh wlan show interfaces
netsh wlan show networks mode=bssid | Select-String 'SSID|Sinyal|Signal|Kanal|Channel'
Bakmanız gereken üç sayı: sinyal seviyesi, bağlanılan BSSID ve kanal. Aynı odada iki farklı noktaya bağlanan cihazlar varsa hücre sınırı orada demektir.
Hedef değerler: veri için −67 dBm, ses/görüntü için −65 dBm ve üzeri.
Gürültü tabanı da önemlidir
Sinyal seviyesi iyi ama performans kötüyse gürültüye bakın. Mikrodalga fırınlar, kablosuz kameralar, Bluetooth cihazlar ve komşu ofisin ağı 2,4 GHz’i doldurur.
Sinyal-gürültü oranı (SNR) 25 dB üzerinde olmalıdır. Sinyal −60 dBm ve gürültü −70 dBm ise SNR yalnızca 10’dur ve bağlantı kötü çalışır — sinyal seviyesi “iyi” görünmesine rağmen.
Düşük hızları kapatın
Varsayılan olarak erişim noktaları 1 Mbps gibi çok düşük hızları destekler. Bu, uzaktaki bir cihazın çok düşük hızda bağlanmasına ve kanalı uzun süre işgal etmesine yol açar.
En düşük desteklenen hızı 12 veya 24 Mbps’e çekmek, hem hücre sınırını netleştirir hem toplam kapasiteyi artırır. Eski cihazlarınız varsa önce test edin.
Doğrulama adımı
Değişiklikten sonra üç noktada ölçüm yapın: en uzak köşe, iki erişim noktası arasındaki geçiş bölgesi ve en yoğun toplantı odası.
Her noktada sinyal seviyesini, bağlanılan noktayı ve gerçek aktarım hızını kaydedin. Ardından bir cihazla yürüyerek geçiş yapın ve bağlantının kopup kopmadığını izleyin.
Kullanıcı şikâyeti “yavaş” olduğunda, elinizde bu üç ölçüm varsa sorunun kapsama mı, kapasite mi, yoksa istemci mi kaynaklı olduğunu ayırt edebilirsiniz. Ölçüm yoksa her seferinde gücü artırma refleksine dönersiniz — ve döngü baştan başlar.